1976...


GİSAM arşivinden alınmıştır.

 

1976 yılında iki yıllık görev süresi dolan Prof.Dr. Tarık Somer'in yerine İnşaat Mühendisliği öğretim üyesi Prof.Dr. Ilgaz Alyanak atandı.

Ilgaz Alyanak, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin ilk kuruluşundan beri öğretim üyesi olan, kendisi aynı zamanda o zaman İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevini yapan sonra Kemal Kurdaş zamanında rektör yardımcılığı yapan uzun zaman, dolayısıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin bütün kuruluş yıllarında son derece aktif ve ciddi rol oynamış olan bir öğretim üyesiydi. (Prof.Dr. Altay Birand'la 9.2.2006 tarihinde yapılan görüşmeden)

Ilgaz Alyanak zamanında maalesef Sayın Demirel (*) Ortadoğuyu çok iyi tanımasına rağmen son derece acayip bir mütevelli heyeti tayin etti. Bu mütevelli heyeti Rahmetli Ahmet Sonel'in başkanlığındaki mütevelli heyetiydi. Bu mütevelli heyetinin sonradan anladığımız kadarıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi üzerinde büyük planları varmış. Artık o kanıya varıyoruz. Yani her şeyden önce Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin solun kalesi şeklindeki kamuoyuna yani kısmen o şekilde yansıyan imajını değiştirmek. Yani bu kadar değerli bir kuruluşumuz neden solun kalesi olsun. Bu kuruluş solun yerine sağın kalesi olmalı gibi bir anlayışla sanıyorum görev başına gelmiştir mütevelli heyeti. Ve gelir gelmez ilk nezaket kuralları içerisinde geçen bu tanışma döneminden sonra tartışmalar başladı. Mütevelli heyetiyle Sayın Ilgaz Alyanak arasında sürtüşmeler başladı. Çeşitli konular, yani Üniversitenin orasından burasından bir bakıma çekiştirilerek eleştirilmeye başlandı. Hatırladığım, neden bu Üniversitede Atatürk heykeli yok, neden salonlarda Atatürk'ün resimleri asılı değil gibi bazı şeyler Ilgaz Bey'i rahatsız etmeye başladı ve sonunda Ilgaz Bey bir mütevelli heyeti toplantısı öncesi bir yazı hazırladı. Bu yazıda mütevelli heyetini şikayet etti. Yani bu yazıyı mütevelli heyetine gönderdi. Bizzat mütevelli heyetinden şikayetlerini belirledi. Mütevelli heyeti işte efendim önce kendi kendine toplanıyor, rektör işte yan odada bekliyor. Aradan bir saat iki saat geçtikten sonra rektör çağrılıyor. Rektör olarak toplantı devam ediyor. Yani o zamanlar durumlar bir hayli rahatsızdı. Ve sonuçta bu yazılar zarflanmış, yani Ilgaz Alyanak'ın yazısı zarflanmış, ve mütevelli heyeti toplantısı öncesi mütevelli heyeti üyelerine sanıyorum mütevelli heyeti sekreteri tarafından verildi. Ve Ilgaz Bey'in kendisi yok. Beni yerine görevlendirdi, yani mütevelli heyeti toplantısına katılmak üzere görevlendirdi. Önce rektörlükteki toplantı salonunda mütevelli heyeti üyeleri toplandı. Yazıları aldılar, açtılar, okudular. Ellerindeki kalemlerle önemli yerlerin altını çizdiler falan. Ondan sonra konuşmaları başladı. Bu çok feci bir hareket, tabi şöyle bu yazıya yönelik eleştiriler bir hayli konuşuldu. Ama Ilgaz Bey yazının sonunda şöyle bir ibare kullanmış, ya istifa ediniz ya da beni görevden alınız. Bunu daha sonradan Kemal Kurdaş değerlendirdi ve son derece tehlikeli buldu. Yani ya beni görevden alınız dediğiniz zaman adamlar gelirler sizi görevden alırlar. Nitekim öyle oldu. Mustafa Başoğlu adında biraz böyle mütevelli heyetinin hukukçusu gibi yani kendisi hukukçu değildi ama herhalde o işlerden anlıyordu. Sendika üyesiydi kendisi. O hemen durumu değerlendirdi dedi ki bakın rektör böyle söylüyor rektörün kendisi ya siz istifa edin ya da beni görevden alın diyor. Biz istifa etmeyeceğimize göre rektörün görevden alınması lazım. E bu nasıl yapılır, tabi ki çoğunlukla yapılır. O zamanlar mütevelli heyetinin Ankara Üyeleri bir aradaydı. Ama o kararı alabilmek için çoğunluklu bir toplantı gerekiyordu. O çoğunluk içinde İstanbul'daki üyelerin katılımı gerekiyordu. Apar topar karar verdiler, aynı gün İstanbul'a gittiler. Uçakta hemen rezervasyonlar yapıldı, uçakla İstanbul'a gidildi. Ve o Yeşilköy Hava Limanın orada meşhur bir otel var, adını ben şu anda hatırlayamıyorum, belki siz hatırlarsınız, bir zamanlar İstanbul'un iyi otellerindendi. O otelde toplantı yapıldı. Gene aynı yöntem. Ben rektörlüğü temsilen oraya gitmişim. Gene mütevelli heyeti kendi arasında uzunca bir toplantı yaptı ve arkasından bizi çağırdılar falan. Ama o şeye yönelik herhangi bir şey söylenmedi. Başka şeyler görüşüldü. Ve sonuçta bir belirsizlik dönemine girildi. Acaba mütevelli heyeti ne yaptı. Bir süre bu belli olmadı.  Ilgaz Alyanak'ın görevden alınması için bir mütevelli heyeti kararı gerekiyor. Bu kararı da Milli Eğitim Bakanlığı'nın tasdik etmesi gerekiyor. Ve sonuçta Ilgaz Alyanak'ın görevden alınması için mütevelli heyetinin bir kararı çıktı. Ve bunun arkasından MEB'ı bunu tasdik etti ve Ilgaz Alyanak görevden alındı. Şimdi hemen ben rektör vekiliyim, beni rektörlüğe vekalet etmek üzere atadılar. Ben tabi Rektör Ilgaz Alyanak'ın görevden alınması Üniversite içinde büyük üzüntü yarattı. Ben çok rahatsızdım. Yani bu görevin bana verilmiş olması beni fevkalade rahatsız etti. Ama bir yerde şöyle bir toparlanmada oldu. O zamanki dekan arkadaşlar dediler ki evet Ilgaz Alyanak sevdiğimiz arkadaştı, ayrılmasa iyiydi ama bizim bir sorumluluğumuz var, bir üniversite var ortada, kocaman bir üniversite. Türkiye'nin en iyi üniversitesi. Yani bu üniversitenin faaliyetinin devamı lazım. Bu üniversite başkansız kalmaz (Prof.Dr. Mustafa Doruk'la 23.03.2006 yapılan görüşmeden). Metalurji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Mustafa Doruk yeni rektör atanana kadar yaklaşık 2 ay Rektör Vekilliği yapmıştır.

ÖTK örgütlülüğündeki ODTÜ öğrencileri, içlerinde 10 topluluğun bulunduğu STK aracılığı ile 1976'da tiyatro şenlikleri düzenlemiştir.

3 Kasım 1976'da 2500 öğrenci statta forum yapmış, forumda Sosyal Bilimler Bölüm Başkanı Prof.Dr.Hasan Tan ve evrak müdürü Bahattin Yalım'ın görevden alınması isteminde bulunmuştur.

1976 yılı üniversitemizin kuruluşunun yirminci yılıdır.

(*) İnşaat Mühendisliği bölümü'nde yarı- zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.
 
Metin :Dr. Berrin Balay TUNCER


> 1976 
> 1977 
> 1978 
> 1979 
> 1980 
> 1981 
> 1982 
> 1983 
> 1984 
> 1985